10 Nisan 2009 Cuma

Yitip giden..

Efendim merhabalar, nasılsınız görüşmeyeli? Hafif Tarih'i okuyor musunuz? Sağoluun, sağolun. Neyse. Bugün sizlere "Sinvegur"un bilinmeyen taraflarını açacağım. Zamanında "Güzel konu bu yazayım." diye pek çok şey yapmaya niyetlendim. Hatta bazılarında o kadar niyetlendim ki, çizimlerini bile yaptım. İşte bugün sizleri o hiçbir zaman göremediğiniz yazıların hiçbir zaman göremediğiniz çizimleriyle yüzleştireceğim. Hikâyeleriyle birlikte. Umarım hoşunuza gider.


Yukarıdaki çizimde gördüğünüz üzere, yaşım kemale ermiş. Zamanında yaşlanmış bir Sinan olarak karşınıza çıkmayı planlamış; hâlâ kanca oynayan, Anı 2349'u falan yayınlayan bir yazar olarak bir hoşluk yapmayı planlamıştım. Hani onlarca sene geçmiş de ben hâlâ mal gibi aynı blogu yazıyormuşum gibi. Anladın? Sonra saçma geldi nedense bu fikir. Yapmadım. Olmadı. Yukarıdaki çizim de elimde patladı bir güzel.


Yaklaşık altı ay öncesinden kalma "Dersane Sektörü.." adlı bir yazım var, hatırladınız mı? Nereden hatırlayacaksınız ya. Burada. İşte bu da o yazının sonuna eklemeyi düşündüğüm bir çizimdi. O yazıda bahsettiğim, dersanelerin dağıttığı VÇK, SÇK gibi saçma sapan kılavuzlara binaen çizilmiş bir şey idi. Ancak sonra bir baktım da, arkadaş bu kadar mı kötü çizilir ya? Bir çizim bu kadar mı sallamasyon olur? Koymadım haliyle. Yitip gitti bu da.


Burada da görebileceğiniz gibi benim küçüklüğüm var. Büyük bir heyecanla gazete bayiideki dergiyi görüyorum falan. Bu da yaklaşık 10 senedir takip ettiğim L-Manyak, Lombak, Penguen, Kemik falan gibi odamın üçte birini kaplayan dergilere duyduğum aşkla ilgili bir yazı içindi. Olmadı. Aslında şu anda düşünüyorum da, bu yine yapılabilir. Kötü fikir değil. Yukarıya koyduğuma bakmayın, yarın öbür gün kullanırım ben bu çizimi yine. Yazacağım onu ben.


4 Ocak 2009 tarihinde kamuoyuna sunduğum "Yemek.." adlı eseri bildiniz mi? Nereden bileceksiniz. O da burada. İşte o yazının ikinci çiziminde ben varım. Banyodan çıkmışım. Şişmanım lan falan diye düşünüyorum. Hah. İşte aslında o "Banyodan çıkınca kendini şişman hissetme" olayı bambaşka bir yazının konusu olacaktı. Bu da onun çizimiydi. Sonra "Bu ne lan karı gibi banyo manyo." diye düşünerek planımı rafa kaldırdım. Bu çizim de o günden yadigâr kaldı.


Burada da ben varım. Birkaç yazımda çizdiğim odamı buradan tanıdınız mı? Nereden tanıyacaksınız. İşte orası benim odam. Resmimizde de yatağın üstünde telefonum var. Ben ise bilgisayarın başındayım. Mânâsız sevincimin nedeni ise; Nokia PC Suite adlı program sayesinde telefonuma gelen çağrıları, mesajları bilgisayarımdan haber almam. Bu da hiçbir zaman anlayamadığım Bluetooth teknolojisiyle oluyor. Ben bu programı ilk kullandığımda böyle büyük heyecanlar yaşadım. Teknolojiye akıl erdiremediğimi düşündüm. Sonra da bu akıl erdirememle ilgili bir yazı yazmaya karar verdim. Ancak bir süre sonra hevesimi aldım, Nokia PC Suite bana ilginç gelmemeye başladı. Bu fikir de hayata geçemeden sönüp gitti. Evet.


Bu ne ya? Bunu da İzmir'de yaptım. Müzik dinleyerek sahilde mutlu mesut tur atıyorum. Ancak bunu niye çizdim, gerçekten hatırlamıyorum. Bloga koyacaktım. Eminim. Ama neden? Bilmiyorum.


Ve geldik sona. Efendim 8 Ağustos 2008 tarihinde yukarıda gördüğünüz siyasi içerikli çizimi can sıkıntısından çiziktirdim. Sonra ani bir kararla bloga da koydum bunu. Ancak devamlı takipçilerim bilir, bu blogda bir satır siyasi bir şey görülmemiştir şu ana kadar. O yüzden bunu koyduktan sonra da içime bir kurt düştü. "Bu ne ya." dedim. Hani müthiş ince bir espri olsa ortada, inanılmaz ayrıntılar yakalasam neyse, o da yok. Başlığı da "Lüzumsuzsa söndür.." koymuşum. Aman ne yaratıcı! Böyle çelişkilerle dolu bir günde, blogumu ölesiye eleştirmeye and içmiş kadim dostum Çağlar'dan da "Olm bu ne yaa hiç olmamış..." gibi bir tepki alınca, bir dakika bile durmadım. Çizimi kaldırdım. Yerine "Köpek.."i koydum, bildiniz mi? Nereden bileceksiniz ki. O da burada.

Biraz uzun oldu ama, çok resimli falan işte. Resimlerine bakarsınız olmadı. Esen kalın efendim. Sevgiler.

s.

3 yorum:

İki Dost dedi ki...

banyo kavramına "bu ne lan karı gibi" şeklinde yaklaşman, ne kadar pis bi adam olduğunu gösterir sinan'ım. aman diyim. kamuoyunu yanlış bilgilendirmeyelim. ha yok gerçekten pissen, o zaman bu anlam kapalılığına bir son verip her şeyi itiraf etmenin zamanı geldi.

Ademoğlu dedi ki...

lüzumsuzsa söndür mü? abou.. facebook semalarında politikleşmeye başlayan gençlik gibi..

Caglar dedi ki...

eheuh evet harbiden öyle gözüküyodu, iyi ki eleştirmişim, aferim bana.