9 Haziran 2009 Salı

ÖSS - Part: II..


...Derken, ayın 14'ü geldi. Ertesi gün ÖSS var artık sonunda.

Gece. Stres. Tabii ki uyuyamıyorum. Daha önce bir "büyük" sınav deneyimim daha olmuştu, LGS. Tabii sonra ona OKS demeye başladılar. Şimdi o da kalktı SBS var falan. Amaan neyse. LGS'den önceki geceyi de aynı bu şekilde geçirdim ben. Eminim hepiniz de öyle geçirmişsinizdir. "Ulan nasıl olacak ya, kolay mı olacak ya, lan hiçbir şey hatırlamıyorum ben ya, uyumam lazım yaa laan." diye sayıklaya sayıklaya gecenin körüne kadar sayıkladım iki sınav öncesinde de. Bir de benim çok büyük bir fantezim vardı. Hep ÖSS sabahı gözlerimi açtığımda odadan içeri sızan sapsarı güneş ışığıyla yüzleşeceğimi, sonra aceleyle telefonun saatine bakarak "11.04"ü göreceğimi hayal ederdim. Lan manyak mıyım neyim. Neyse olmadı öyle bir şey, kalktım sabah.

Güzel bir kahvaltı falan. Daha sonra anne ve ablayla taksiye atlayarak sınav yerine yolculuk: "Eşrefpaşa Lisesi" Değerli uzmanların "Sınav yerinizi mutlaka gidin görün heheh." uyarılarına kulak vermeyen ben, okulun yerini bilmiyorum. Takside yaşanan gerilim. Aslında sadece benim yaşadığım gerilim bu. Sınava yirmi dakika kala falan vardım yani okula.

Kafamda da hep aynı şey var: "Lan her şeyi unuttum ben yaa." Okulda ellerinde kalem-silgi-uç-su dörtlüsünü eksik etmeyen sürüyle ÖSS katılımcısı genç. Pis bir ortam. Sonunda sınıflara girdik. 

Her sınıfın bir "yavşağı" oluyor galiba. Bizim sınıfımızın yavşağı da sürekli görevliye "Hocam hemen çıkabiliyoz mu, sınav kolay mı ahı ahı ahı" tadında şakalar yapan bir denyo vardı. Sonra kitapçıklar dağıtıldı. LGS'de verilen saman kağıdına basılı kitapçığın sayfalarını yırtarak ayırmak zorunda kalmış olan ben, bembeyaz ve kaliteli ÖSS kitapçığını görünce mutlu oluyorum. 

Derken başlıyorum sınava. Önce Türkçe. Yapıyorum. Kolay. Sonra Matematik1. Ulan zor sanki bu biraz ya. Normalden fazla boş bırakıyorum. Tedirgin oluyorum. Derken Edebiyat-Sosyal. Hmm. Bilmediğim sorular var. Yanlışlarım olabilir. 

Derken Matematik2. Şimdi efendim bu noktada bilmeyenler için belirteyim. ÖSYM başkanı arkadaşımız sınav öncesinde niyeyse "Sınav o kadar kolay olacak ki hacı anlatamam ya. Valla bak." gibisinden mânâsız demeçler vermişti. Ben de ister istemez sınava biraz bunun rahatlığıyla girdim. Daha sonra Matematik2 testini çözdüm. Testte ilk turumu bitirdiğimde, 8 soru yapmıştım.

Elim ayağım titriyor. "Lan nasıl lan sıçtık lan nasıl ne yapıcaz lan allam." gibi düşünceler geçiyor aklımdan. Su içiyorum. Biraz daha bakıyorum sorulara, kafamı veremiyorum. Kafamı dağıtmak için Sosyal1 testini çözüyorum. Hangisi yanlıştır!! Hangisi çıkarılamaz!! gibi sorular çözerek bir nebze olsun rahatlıyorum. Fen1? İlk yazıyı okuyanlar, sınavda fen çözmediğimi zaten anlamışlardır.

Efendim sınavın kalan dakikalarında da kanımın son damlasına kadar uğraşarak yaptığım Matematik2 soru sayısını 18'e çıkartıyorum. Zil çalıyor. Sınav bitiyor. Boşluğa düşmüş gibiyim. Gözlerim dolu dolu. "Seneye mi giriyorum şimdi ben. Allahım niye böyle oldu. Nasıl. Neden." soruları geçiyor aklımdan. Dışarıda bekleyen annem ve ablama da "Yapamadım olmadı giremeyeceğim." gibi net cevaplar veriyorum, tıpkı LGS çıkışında yaptığım gibi. Daha sonra telefonumu açıyorum. 1 mesaj alındı. Blogumun sadık okurlarından Çağlar'dan başkası değil. "Elime aldım." yazıyor mesajda çok affedersiniz. Tıpkı bir şerefsizmişçesine, seviniyorum bu mesajı gördüğüme. Tek eline alan ben değildim.

s.

2 yorum:

Daçe dedi ki...

o açıklamalarla haftalarca bizi kandıran ösym başkanı cehennemde yansın cayır cayır inşallah, saç diplerinde ve tırnaklarında en ufak keratin kalmayıncaya kadar yansın!

ff.. ne dolmuşum adama. sayende hatırladım denyoyu.

Caglar dedi ki...

vay be öss sonrası ilk mesajını ben mi atmışım :D ehueh hatırladım bak şimdi o anı, gözlerim yaşardı... lan 2 gün sonra türkiyede, haftaya da izmirdeyim bak ha bu arada bunu da burdan açıklayayım...