9 Eylül 2008 Salı

İzmir vs. Ankara..


Ankara'ya gittim, okula kaydoldum, geldim. On dakikalık kayıt için totalde 30-32 saat yol teptim. Bu nasıl sistem dostlar. Yok mudur bunun kolay yolu. Neyse konuyu saptırmayalım.

Daha önce birkaç defa Ankara'da bulundum. O zamanlar Ankara hakkında bir şey hissetmedim nedense. "Güzel" gibi "Çirkin" gibi bir yargıda bulunamadım. Düşüncelerim "Ankara'da deniz yok..."un ötesine geçmedi. Bu noktada şu deniz olayına değinelim. Arkadaş, insanlar sanıyor ki kıyı şehrinden Anadolu'ya gelen insanların tek derdi deniz! Biz bütün gün oturup denize bakıyoruz zannediyorlar sanırım. Yani olayın "suya bakmak"tan ibaret olduğunu sanıyor olacaklar, "Burada da göl var ehehe." diyorlar. Ulan "Deniz havası" diye bir şey var. Denizin var olması bile insana psikolojik rahatlık getiriyor ayrıca. Uzatmayalım. Bilen bilir.

Bu gelişimde gördüm ki "Deniz havası"ndan ibaret değil olay. Burası cidden başka bir yer. Hani binasıyla, havasıyla, insanıyla bambaşka bir yer burası. Beton, beton, beton... Bilmem kaç katlı tek tip beton yığınları.Bankalar, bakanlıklar, genel merkezler... Her kattaki o klimaların düzeninin görüntüsü bile sıkıyor canımı. 

Biz genç çocuklarız, haydi bunlar bizi bağlamaz diyelim. Buranın kafesi barı da bir garip arkadaş. Apartman dairesinin beşinci katına kafe koymuş adam. İşhanı mı lan bu. Hiç kusura bakmayın efendim, biz burada deniz kokan cumbalı eski evlerde takılıyoruz; bırakın da burun kıvırayım. Ha bir de "Ankara'da gidilecek yer?" geyiklerinde hep bir ağızdan söylenen yeri de unutmayalım. Evet doğru bildiniz: "Tunalııı!". Bu "Tunalı Hilmi" de cadde işte. Barlar marlar. Daha derli toplu bir yer. Atmıyorsam sonuna doğru "Kuğulu Park" olacak. Kuğulu Park'ın karşısında on katlı falan bir D&R var; sırf bu yüzden buraya derin bir saygı besliyorum. Kapandı falan diyorlar; öyleyse o saygı da yok olacak.

Ulaşım? Şimdi buradaki otobüs sistemini çözmüş değilim. "Ego otobüsleri", "Paralı otobüsler" falan bir sürü saçma sapan şey var. Otobüs kartı var bir de binmek için.  İncecik bir kağıt parçası. Bildiğin pahalı. Binince saçma sapan bir alete sokup çıkarıyorsun "sınkırçık" diye bir sesle. Bu ne ya? Arkadaşım "Kentkart" diye bir şey var ama ya? İçine istediğin kadar yüklüyorsun, alete gösteriyorsun "Dit" diye oluyor bitiyor. Bu kart ne ulan?! Dolmuş desen, şimdi yine kusura bakmayın ama; ben buradaki dolmuşçuların hangi dilde konuştuklarını anlayabilmiş değilim. Yok anlamıyorum arkadaş. "Ben Dikmen'e gidecektim nasıl olacak?" diyorum; "Rahahgahegahga" diyor. "Nasıl?" diyorum; "Rahahgahegahga" diyor. Soramıyorum üçüncü defa, utanıyorum, oturuyorum.  Buranın insanı da farklı, evet bu bir gerçek.

Herkes diyor "Alışacaksııın..." diye. Evet şüphem yok, alışacağım tabii. Ama üzülerek "alışmak"tan ötesine geçmeyeceğini düşünüyorum Ankara hakkındaki fikirlerimin. Tabii belli olmaz. Bakarsın ileride ben de "Ne var lan burada da göl var ehe mehe" insanlarından olurum; büyük konuşmamak lazım.

Not: ODTÜ başka bir şey, bu yazıya dahil değil.

s.

5 yorum:

Caglar dedi ki...

olum portekize gel burda 2 katli bina yok serefsizim, benim oldugum sehirde birtek bole 4 katli falan alisveris merkezleri var. butun sehir 1 katli lan super olum, bizim ev 2 katli, ilk kati garaj ama bozuk arabalar motor bisiklet falan var lan film gibi olum :D.

chuck dedi ki...

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=izmir+i+ankara+dan+ayiran+guzellikler

aham buna da bakıp bakıp karşılaştırırsın "aha harbiden böle lan" diye.

s. dedi ki...

Adam Portekiz'de ya. Allah allah.

pötübör dedi ki...

şimdi ben de italyaya gel dermişim:P
valla çok tanıdık geldi bu okuduklarım
bakınız ben 5 sene önceki halim
fekat şimdi mutluyum diorum ki ankara da güselmiş nan
inanmicaksın ama ya ankaranın da havası farklı diyorum bi de
yaaaa=))

s. dedi ki...

Valla sanki yavaş yavaş alışacakmışım gibi geliyor bana da=D

Burada herkesin huzurunda, blogumla en çok ilgilenen insanlardan biri olan sana da teşekkürlerimi sunuyorum Goncacım=D