
Bugün sizlere bir gecenin hikâyesini anlatacağım. Güzel başlayan, güzel bitmeyen bir gecenin hikâyesi: Korku Gecesi.
Nedir efendim "Korku Gecesi"? ODTÜ'de U3 adı verilen amfide gece saat 23'ten sabah 6'ya dek süren bir aktivite. Bu uzun gece boyunca korku filmleri izleniyor, içkiler içiliyor, şarkılar söyleniyor, eğlence tavan yapıyor.
İşte beni de bu açıklamalarla kandırdılar, Korku Gecesi'nde yer almaya ikna ettiler. Gidildi, biletler alındı. Akşam saatlerinde de üç arkadaş içki alışverişine çıkıldı, uzun süren tartışmalar sonucu "TEKEL Cin" alınmasına karar verildi.
Saat 22 sularında amfinin civarına gelindi. Biz üç arkadaş, bu eğlence kasırgası başlayana dek çimlerde oturarak "Şu film kaç oscar aldı la?", "Jack Nicholson üç tane oscar almış la." gibisinden muhabbetlerle zaman öldürdük, eğlendik. Vakit gelip de amfiye doğru ilerlerken, "Olm biz burada oturup geyik çevirelim valla daha zevkli olur keh keh keh." diye söylendik. Kim bilebilirdi ki laf arasında söylenen bu önermenin, saatler sonra gerçek olduğunun anlaşılacağını?
Oturduk. Film henüz başlamamıştı. Masaların üstünde "hareketli parçalar" eşliğinde çılgınca kurtlarını döken hanımlar vardı. Erkekler ise daha çok son zamanların popüler eğlencesi "Kolbastı"dan örnek figürler sergiliyorlardı. Korku gecesi, işte başlamıştı.
Film aralarında "Mezdeke eşliğinde dans yarışması", "Şarkı söylemece" gibi fantastik yarışmalarla eğlence tavan yapıyordu. Organizasyonun elebaşı Metin isimli şahıs, durmadan kendini ortaya atıp "Arkadaşlar eğleniyor muyuz? Sigara içmeyelim arkadaşlar. Hadi şimdi kolbastı." gibisinden demeçler vererek heyecanı maksimum düzeyde tutmaya çalışıyordu.
Gothika adlı filme de bir nebze olsun tahammül edebildik. Halle Berry bağırıyordu. İnsanlar karşılık veriyordu. Bundan sonraki filmimiz başlayana dek; gecenin son doz Kolbastı'sı da oynandı, rahat edildi. Sırada "À l'intérieur" isimli, Fransız sinemasının güzide eserlerinden biri vardı. Hamile bir kadın vardı filmde. Kanaması vardı. Kanıyordu. O kadar.
s.