21 Ocak 2009 Çarşamba

Anı 6: Kredi..


Bir önceki yazımızda verdiğimiz sözü tutuyor, altı numaralı anımızla devam ediyoruz. Konumuz kredi. Nedir kredi? "Kredi ve Yurtlar Kurumu" adlı değerli müessesenin, isteyen üniversite öğrencilerine verdiği aylık 180 Liralık bir meblağ. Tabii babalarının hayrına vermiyor adamlar, okul bitince fazlasıyla alıyorlar.

Efendim bu krediyi alabilmek için bir senet imzalayıp bunu KYK müdürlüğüne teslim etmek gerekiyor. Bunu da belirli bir zaman aralığında yapmak lâzım geliyor. Ancak duyarsız bir öküz olan bendeniz, bundan son teslim gününün akşamı haberdar olabildim. Panik ve sinir içinde geçirdiğim o akşam, "Ulan ertesi gün teslim ederim yaa, bir şey olmaz." sonucuna vararak güzelce uyudum. Kim bilebilirdi gerilim dolu, çılgın bir güne uyanacağımı.

Uyandım. Derse gitmeliyim. Dersten sonra da gidip kredi işlerini hallederim. Kafamda bunlar var. Teoride gayet güzel. Ancak o da nesi? Aylardır teklemeyen emektar telefonum, o sabah, belki de kendisini aldığımdan beri bana en gerekli olan günün sabahı, çalışmamaya karar veriyor. Şuursuzca telefonla uğraşırken bir an gözüm pencereden dışarı kayıyor. Oha? Her taraf bembeyaz. Kar. On sekiz yıllık kısa ömrümde gördüğüm ilk karın tadını çıkaramıyor; onun yerine telefonumun kafasına vurarak, "Çalışsana mngtnstktsmrsghh." diye anırarak karşılıyorum bu güzel Ankara sabahını.

Derse gitmekten vazgeçiyorum. PTT vasıtasıyla telefon kullanarak, yapmam gereken işlemleri öğreniyor; noter bulmak üzere yollara düşüyorum. Yollar kar. Ayaklarım karlara gömülüyor, ben "Noter?" diyorum. İnsanlar kartopu oynuyor, ben "Nokia?" diye düşünüyorum.

Kızılay'a gidip bir noter buluyorum. 18. Noter. İçeride üç adam var. Bu üç adamın görevi önlerindeki kağıtları ışık hızının ötesine geçerek damgalamak. İfade yok, tepki yok. Damga var. Korkarak birinin yanına yaklaşıyor, senedimi alıyorum. İmzalamalıyım. İmzalarken yukarıdaki "12 bin küsür Lira borçlandığına dair..." diye ilerleyen kısmı görüyorum. Ellerim titriyor. Filmlerdeki şirketini silah zoruyla devreden adamlara dönüyorum. İmzalıyorum. 33 Lira. Sıradaki adres: Cebeci, Kredi Yurtlar Kurumu Müdürlüğü.

Cebeci, dünyalar güzeli Ankara semtlerinden yalnızca biri. Zorluklarla buraya ulaşıyor, yine zorluklarla KYK Müdürlüğünü buluyorum. Bu esnada "Kontörlü telefon.", "PTT." gibi kavramların da hayatımın bir parçası haline geldiğini söylesem, belki bir nebze anlarsınız çilekeş halimi.

Efendim öyle ya da böyle bir şekilde teslim ediyoruz senedimizi içeride. Daha sonra KYK'dan çıkıp KVK'ya gidiyor; bir lokma ekmek bekler gibi telefon bekleyen yüzlerce mağdurun arasından telefonumu tamire veriyorum.

Haftalar geçti; telefonum düzeldi, krediyi de almayı başardım. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Esen kalın.

s.

6 yorum:

Eylül dedi ki...

bende her zaman çok rahat attığım imzamı 8 milyar yazısının altına atarken baya karalama yaptım,buraya buraya buraya bide buraya imza attım,titreme arkasından geldi.

s. dedi ki...

allah sonumuzu hayır etsin.

Uğur dedi ki...

ne iş bu 12, 8 milyar fln bi açıklar mısın sayın Gürcan? :S

s. dedi ki...

açıkladım ya yazıda arkadaşım :D ayda 180 lira burs gibi bir şey veriyor devlet, okulun bittikten iki yıl sonra da kanırtarak geri alıyor, o 12 milyar işte bu :D

Uğur dedi ki...

oha lan :D hani olamaz, olmamalı diye direterek ondan sormuştum sinan ama gerçekmiş :S

s. dedi ki...

maalesef, maalesef... :D