6 Aralık 2008 Cumartesi

Facebook: Part I..


Aralık ayına bilgisayar temalı bir yazıyla girmişken, bir internet sitesiyle devam etmek istiyorum. Tek bir yazıyla bitiremeyeceğim bir siteyle. Tarayıcımızı açtığımızda şuursuzca adres satırına yazdığımız bir siteyle. Facebook işte, sen de biliyorsun, sen de giriyorsun. Dokuz günlük tatili, ev ortamının verdiği rahatlığı ve gazı kullanarak böyle bir "yazı dizisi" tribine giriyorum ama dur bakalım sonumuz ne olacak. Birkaç farklı başlıkta birkaç farklı yönden incelemeye çalışacağım bu siteyi. Ama öncelikle genel bir girizgah yapalım. 

Efendim ne yiğitler gördüm, "Ben Facebook'a girmem." diyen; ne yağız delikanlılar gördüm, "Yonja gibi bir şey abi işim olmaz." diye buyuran. Şimdi hepsi bu diyarlarda, hepsi birbirlerini dürtüp "Arda is karmasik...." gibi şeyler yazıyorlar "durumlarının" altına. Bu sitenin ilk popüler olduğu zamanları hatırlayalım. Olay "Abi ilkokul arkadaşlarını buluyormuşsun."dan ibaret idi. Tabii ki internetteki en ufak bir anketi bile ıskalamayan vatandaşlarımız bu büyük fırsatı kaçırmadı, bir bir üyeler artmaya başladı. Biz de olduk üye. Eksik kalmadık.

O zamanlardan bu zamana bir yıldan fazla zaman geçti. Artık "Eski arkadaşlarımızı bulalım." sitesi gitti; yerine "Sıçmaya giderken bile arkadaşlarımızı gerek görsel gerek işitsel yollardan haberdar etmeliyiz." sitesi geldi. Herkes birbirini buldu zira. İş çığrından çıktı. Herkes akın etti siteye. Haliyle de çok çeşitli insanları inceleme fırsatımız doğdu.

Şimdi öncelikle; sürekli birbirlerine teşekkür eden, sürekli birbirlerinin ne kadar harika insanlar olduklarını vurgulayıp aralarındaki "kardeşlik" müessesesinin kutsallığından dem vuran bir güruh var. Bu türü genellikle fotoğraf altlarındaki yorumlarından ayırt ediyoruz. Bu türün temsilcileri genelde güzel bir dil kullanmıyor ne yazık ki. Hemen bir örnekle açıklayalım. Bir fotoğraf var. Fotoğrafımızda bu "kardeş"lerden biri masada oturuyor. Önünde ise fantastik bir içki var. Bira gibi basit bir şey değil. Johnny Walker, Absolut Vanilia, J&B gibi alternatifler olabilir. Arkadaşımız da muhtemelen cep telefonunun objektifine "Nasıl içmişim, hı?" dercesine haşin bir bakış atmış. Ardından gelsin yorumlar. "Krdsm 10 numarasn heLaL :DddD", "Wayy yaksr kardsme ;p:d.d.dd", "ARda ck tatLi olms kardsm :))".. Bu noktada cinsiyet ayrımı yok. Kız erkek karışık bir övme hali var. Esas adamımız Arda da her gelen yoruma usanmadan "Eywllh kardsm sen d 10 numarsn ;)" gibisinden övgü dolu karşılıklar veriyor. Böylece bu harika ego tatmin şenlikleri sürüp gidiyor.

Bir diğer dikkatimi çeken insan topluluğu ise "edebi" ergen kızlar. Bunlar da birbirlerinin siyah beyaz, sağdan soldan çeşitli açılarla çekilerek sanat değeri almış fotoğraflarına sadece birbirlerinin anlayabileceği bir üslupla, türlü göndermeler yaparak karşılık veriyorlar. Kızımızın adı Ceren olsun. Fotoğrafta da kendisi sağa sola bir yerlere bakıyor. Hemen ardından bizim edebi ergen bol ünlem işaretli, düzgün gibi Türkçeli, devrik cümleli yorumu yapıştırıyor: "Kadın! Belki aşarız dağları, gideriz belki sarı kulübeli şehre! Gelirim, öperim elbisenin askısını! Var mısın!".. Eveet. Biz bu yoruma bakıyoruz ve hiçbir bok anlamıyoruz. Neden "kadın", hangi dağlar, ne sarı kulübesi, elbisenin askısı niye falan. Bilmiyoruz. Sadece bu iki gizemli "kadın"ın büyüleyici düellosuna tanık oluyoruz. Cevap gecikmiyor. "Varım be. Kahpe! Gidelim, çıkalım dağlara, kulübede kestane yiyelim! Evet kadın gidelim ne olursun!".. En az yorumun kendisi kadar gaz bir cevap geldi bizim kadın'dan. "Kahpe" falan diyor bunlar birbirlerine. Marjinal bunlar. Biz izliyoruz.

Bu kadarla sınırlı değil tabii. Güzel ülkemizin dört bir yanından insanlar var sonuçta burada, milyon tane farklı "tür" incelenebilir. Ben sadece dikkatimi çeken iki tanesini örnek verdim. Ha şimdi bu kadar ahkâm kesmiş bulundum, gelip de bana "Sen nesin lan dallama." diyebilirsiniz tabii. Bir şey diyemem. Bende de var hafif geri zekalılık, inkar etmiyorum zaten. Oturuyorum bir buçuk saat manasız bir coğrafya oyunu oynuyorum mesela Facebook'ta. Oyunda iyi puan alayım diye ülke haritalarını, bayraklarını falan inceliyorum ara sıra tıpkı bir malmışçasına. Buradan "Ergen kızlar bik bik bik." demek kolay tabii, insan kendisine objektif bakamıyor. Eheh. Neyse efendim bir sonraki yazımda da biraz gruplardan, oyunlardan, "page"lerden falan bahsederim. Belki de bahsetmem. Hiç belli olmaz. Esen kalın.

s.

5 yorum:

serkan dedi ki...

aaa lütfen ama "geo challenge" denen şey ufkumuz açıyor. Barbados Adalarının bayrağını biliyorum artık mesela. ne kadar hoş deil mi? :D

Birde "oha laaan şuna bak benim rekorumu geçmişşş. ben şimdi ona gösteririm." nidalarıyla 1-2 saatimi onun rekorunu geçmek için harcamakla uğraştığım oluyor.Annemde coğrafya öğretmeni olunca doğuştan gelen bir hırs olsa gerek.

Bu arada blogunuzu pke beğeniyorum efendim. Müdavimiyim. Hoş yazılar, yerinde tespitler... :D

s. dedi ki...

Teşekkürler ediyorum :D

Bayraklarda "45 in a row"u görmüşlüğüm vardır, rakipleri bekliyorum.

Evet malım.

Adsız dedi ki...

Yazdığın her konuda farkındalık tavan yapmış;tevazüyle yoğrulmuş.. Beğeniyorum,özeniyorum ve seviyorum..

greendeniz

s. dedi ki...

Çok sağol greendeniz, hatırlıyorum seni, "çiz bakalım" di mi :)

Adsız dedi ki...

hatırlamana sevindim..
facebooktan attığın mesajlar olmasa unutmuştum burayı..
tekrar merhaba..