8 Kasım 2008 Cumartesi

Terminal..


Efendim evden uzakta kalmaya fazla alışkın bir insan değilim. Bir aylık Ankara deneyiminin ardından bu satırları İzmir'den yazmak mutluluk verici tabii. Bu gidişler gelişler de insanın hayatına otobüs, otogar, peron gibi birtakım kavramları sokuyor haliyle.

Yurdumuzun kültürel zenginliğini gözler önüne seren en bariz örneklerden biri otogarlar sanıyorum. Uğultu halinde bir insan seli. Bir de ben sanırım ki bu otogarların en meşhur olanlarından, AŞTİ'den geçiyorum; daha da etkiliyor insanı. Oldukça büyük AŞTİ, olay otobüse binip gitmekten geçmiş artık; bir hayat var orda. Dükkanlarıyla, lokantalarıyla, berberleriyle, internet kafeleriyle, mescidiyle canlı bir "şey" olmuş orada. Aralarında "Hangimizin tostu daha iğrenç?" yarışması yaptıklarını tahmin ettiğim bir kafeterya zinciri var mesela; bir numaralı kafeterya, iki numaralı kafeterya diye giden. Her otogarda rastladığım "7 bohaça 50 kuruş" gibi çılgın kampanyalar yapan, muhteşem seyyar simitçiler de her köşeye konuşlanmış. Metrekareye bin tane cep telefonu sığdıran "Bilmem ne İletişim" adlı küçücük dükkanlardan bol bol mevcut. Otogarda takım elbise, gelinlik gibi fantastik ürünler satan dükkanlar da yok değil. En çok dikkat çekenler ise kesinlikle, bir lirayla çalışan, gereksizlikte sınır tanımayan aletler. Masaj aleti, kanca, şarj ünitesi, boy-kilo ölçer... "Üç boyutlu dünya turu" bile yapabiliyorsun bir liraya, o derece.

Taksiciler var bir de. Bunlar da "Nasıl daha şerefsiz olabiliriz?" üzerine çalışmalar yapan insanlar. "Taksiye dört yabancı insan alıp dördünden de ayrı ayrı ücret alma" gibi denemeleri var bu yönde. Binmemek lâzım.


İşin otobüs kısmı var tabii bir de. Asıl amaç. Yüz bin tane otobüs firması var burada. Bazıları artık bilet satmak uğruna delirmiş vaziyette. "Abi Trabzon'a mı abi, Trabzon'a gitsene abi.", "Adana abi di mi gel hemen." diye yanınıza yaklaşan takım elbiseli insanlardan ustaca sıyrılmak gerekiyor otobüse ulaşan yolda.

Sonuç olarak; "Köylü kurnazlığı"nı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz, buram buram Anadolu'yu yaşayacağınız bir yer AŞTİ. Gidin görün diyemeyeceğim. Hiç gerek yok oturun evinizde. Yazımı yalnızca AŞTİ'yi bilenlerin anlayabileceği bir şekilde bitiriyorum izninizle: "Hareket saati geçmesine rağmen peronlarda bekleyen otobüs kaptanları! Gidin artık!"

s.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Özledim la baboli =) Terminali değil tabi seni kehkeh.

s. dedi ki...

O zaman en kısa zamanda buluşuyoruz. Can Balık'ta yemek yiyoruz. Bir iki kadeh bir şeyler içip soluğu Fantasyland'de alıyoruz. Evet.