8 Ağustos 2008 Cuma

Counter Strike..


Yukarıdaki görüntü sizin için bir şey ifade ediyor mu? Etmiyorsa üzgünüm, muhtemelen burada yazdıklarım da bir şey ifade etmeyecektir. Ancak eminim ki tüm hemcinslerim bu yazıdaki hislerimi anlayacaktır. 

Ortalama bir erkek çocuğu olarak zamanımın çoğunu “Internet C@fe”lerde geçirdim. Ve diğer tüm ortalama erkek çocuklarının anlayacağı gibi buralarda yıllardır karşılıklı oynanan güzide bir oyun vardır, Counter Strike. Ben genelde “Championship Manager” gibi aktif rol gerektirmeyen, rahat rahat oynanabilen oyunları tercih ederdim zora gelemeyen bir insan olarak. Bu oyun konusuna sonra değiniriz. Ben kendi kendime takılırken mutlaka çevremde “Arka kapıda lan! Beyaz çatıya çıktı!”, “Beyler bu el köprü altı.” nidalarıyla CS oynayan insanlar olurdu. Ben de arkadaşlarımla gittiğimde el mahkum oynardım tabii. Başarılı bir Counter Strike oyuncusu değilim, aslında başarılı bir “Oyuncu” da değilim ya. Böyle pür dikkat oynanan, sürekli aktif olunan oyunları beceremiyorum kardeşim, yok olmuyor. Köşeyi dönüp karşımda adamı görünce panik oluyorum, elim ayağıma dolanıyor. E ölüyorum haliyle. Yukarıda da oyunda en gerildiğim yerlerden birini resmetmeye çalıştım. “Dust” adlı popüler haritada o kutuların arkasından her an tavşan gibi adamlar sıçrayarak çıkabiliyor. Ben bunları görünce “Ay ay ay!” şeklinde sağa sola şuursuzca ateş ederken çat diye indiriyorlar beni. Öyle deli oynayanlar var ki bunu şaşıyorum. Adamlar cafelerde yüksek lisans yapmışlar CS üzerine. Gördüklerini vuruyorlar. Popüler oluyor bunlar arkadaş ortamlarında falan. Bu arkadaşlar oynarken yanlarına 10-11 yaşlarında çocuklar doluşup izliyorlar. Adamımız daha da coşuyor, “Headshot”lar “Frag”ler ardı ardına geliyor. Kendi alanlarından rakiplerin bölgesine her CS oyuncusunun bileceği “Seri olarak 1 ve 3 tuşlarına basarak bıçağı ve silahı değiştirme” hareketini yaparak “Şınkırçıkşınkırçık” diye sesler çıkararak büyük bir özgüvenle ilerliyorlar. Ben de böyle olmak istemez miyim sanıyorsunuz! Gönül isterdi ben de “Championship Manager”, “Sim City” gibi rutin oyunlar yerine bu tarz FPS, MPS, bilmem ne oyunlarında coşayım. Ama olmuyor, olamıyor, yapamıyorum. 

s.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

allah belanı vermesin aynısı olmuş lan

-erkut

s. dedi ki...

Sen iyi oynuyordun kantır hatırladım bak ipne seni=D

sig. dedi ki...

çizim mükemmel. piksel hissine kadar (: ben hep düşerdim beyaz çatıdan. sonra 4-5 yaş küçük çocuklar tarafından headshot manyağı yapılmaya başladım, bıraktım :D

Adsız dedi ki...

tabi güzel oynuyordum lan ibiş, lisedeyken(tabi bu aralar görüşmedik hiç) netten turnuvalara akmaya başladım XD